.
 

Son 10 Yorum

 
 

Ziyaretçi İstatikleri

Bugün : 63
Toplam : 290369
 
 
MUNZUR DAĞI ANISI… ( arşivimden )  -  31.03.2016
.
.

“ Gene ataş düştü Dersim obaya

Cümle kurtlar, kuşlar döndü yuvaya

Niyaz eylemişem Munzur Baba’ya

O gece düşümü yoran olmadı…”

 

MUNZUR DAĞI ANISI…

 

KAMPTA

Ben, çadırımı iki bin dört yüz rakımlarına kurduğuma göre demek ki onlar, yaklaşık üç bin kotlarındalar

Gece vakti öyle güçlü bir ışık tutular ki çadırımın içi gündüz gibi aydınlandı

Kapısını araladım, gecenin soğukluğu acımasızca yüzümü okşadı.

Evet karşı dağın en tepesindeler

Aramızda zorlu ve sulu bir kanyon var

Kimler olabilir ki?

Asker olacağını sanmıyorum; Gecenin bu saatinde öyle sarp bir arazide askerin gezinmesi intihar gibi bir şey

Dağdakiler de olamaz; Asker deneyimimle onların gece karanlığında böyle fenerlerle gezineceklerini, sağa sola ışık tutacaklarını hiç sanmıyorum

Aklıma son köyde, son konuştuğum yaşlı amcanın sözleri geldi; Yaylalarda çobanların ( Şavaklılar mı demişti ?) olduğunu söylemişti

Evet çobanların olma olasılığı daha fazla

Ama bu düşüncelerimi toparlayana kadar, kendime gelene kadar korkudan soğuk gecede nasıl soğuk terler döktüğümü bir ben bilirim.

Korkum biraz azalmış ama rahatım kaçmıştı; Bir saat önceki cennet düşlerim her an cehenneme dönüşebilirdi.

Konuştuğum son köylü, zaman zaman operasyonların da olduğunu daha yeni arıcılık yapan bir tanıdıklarının sol bir örgüt tarafından çadırından infaz edildiğini anlatırken nasıl da ürpermiştim.

Oysa daha yola çıkmadan tüm çevrem beni uyarmıştı

Bu koşullarda Munzur dağlarına çıkmak? Hem de en yüksek zirvesine, hem de tek başıma?

Geçen yıl da aynı dönemde Medetsiz’deydim; Yine tek başıma

Sahi neydi beni bu dağlara savuran amansız sevda?

Kendimi arayıp, kendimi bulmak mıydı?

Yoksa hafızamla, aklımla birlikte kendimi de kaybetmek miydi?

Ya da düşlerimi süsleyen Munzurlar sevdası, çocukluğuma kadar uzanan Munzur Dağı direnişi, Munzur dağı türküleri miydi?

Her neyse gece karanlık, gece soğuk, gece düşlenen düşlere gebeydi…

 

YOLDA

Gece ışığın tutulduğu o tepeye de uğramam gerekiyordu

Bu muammayı arkamdan bırakarak dönmemem lazımdı

Yolum bir saat kadar uzadı; Kanyonu etrafından dolanmak hiç de zor olmadı

Çoban Siverekliydi; Sürü sahipleri Şavaklılarmış

Sürü dedimse öyle bir sürü gibi düşünmeyin, sayıları yüzleri geçen üç beş ayrı sürüydü sadece benim görebildiklerim

“Biz de merak etmiştik” dedi çoban “Akşam çadıra geldiğimizde çocuklar söyledi,  bu dağlara öyle kolay kolay gelen giden olmaz da, hayırdır nerelerde gelirsin, senin ne işin var bu dağlarda? ”

Sahi benim ne işim vardı bu dağlarda?

En zor soruydu, hiç konuşmadan yorgun gözlerim sol ilerideki zirveye döndü. Bir kez daha korktum heybetinden; Son kayalık kısım geçit verecek miydi?

Anladı, fazla konuşmadan “ Çok ayı var, taş bile yuvarlayabilirler, dikkat et ” dedi; Beni Allah’a emanet etti, kendisi sürüsüyle birlikte Suvari gediğinden aşıp gitti.

“Çok ayı var dikkat et” ha?

Oysa ben çocukluğumdan beri ayıların peşindeydim

O kadar uğraşmama rağmen kendi köyümde ben hariç ayıları görmeyen kalmamıştı

Görünce ne yapacaktım?

Saldırırsa kendimi nasıl savunacaktım?

Silahımı bile yanıma almamıştım

Niye alayım ki? Ben Enel Hakk demişim, can kutsal demişim; Her can, Tanrı’nın yer yüzündeki yansıması demişim; Nasıl kıyarım cana, nasıl?

 

ZİRVEDE

Güneş tam tepemdeydi; Umduğumdan daha geç varmıştım zirveye

Dik kayalık çarşak kısmı çok zorlamış ve çok oyalamıştı.

Mehter takımı gibi üç ileri, iki geri gidiyordum

Ama sonunda muradıma ermiş, bir düşten uyanmış ya da düşlediğim düşe düşmüştüm; Ağbaba nın ya da Akbaba nın yanında, koynunda, zirvedeydim artık

Tüm Munzurlar, irili ufaklı karlı zirveleriyle ayaklarımın altındaydı

Batıda en sonda görünen Yama Dağları, Baydığın Dağı olmalı; Yaklaşık iki bin altı yüz rakımıyla doğduğum mezranın en yüksek noktası

Ben, bir baraj biliyordum, ne çok baraj varmış meğer uçsuz bucaksız vadiler boyunca

Hemen yanımdaki taşlarla çevrili alan yatır olmalı; Köylüler anlattı Ağbaba yatırını

Eskiden Munzur Baba’ya adaklar adanır, kurbanlar kesilir, bir gece bu dağda bu ziyarette kalınırmış

Eskiden tabi, son otuz, kırk yıldır devlet bunu da yasaklamış

Hatta daha sonra uğrayacağım başka bir dağın zirvesindeki Düzgün Baba yatırını yıkmış bile!

Bir de bana dağa çıkmadan mutlaka izin al demişlerdi

Kimden izin alacakmışım? Niye?

Kime anlatabilirim bendeki bu sevdayı? Kim anlayabilecek? Kim izin verecek? Mümkün mü?

Bir albayın bir askerden izin aldığı nereden görünmüş J

Her şeyden önce izinle niyaza gitmek, izinle dara çekilmek, izinle aklanmak, izinle paklanmak töremize yakışır mı? Ağbaba, Munzur Baba kabul eder mi?

İki saat kadar uyumuş kalmışım yorgun bedenimle Ağbaba’nın koynunda

Geyik sürüsünün yuvarladığı taşlarla uyandım

Onlar benden kaçarken ben, onlara koşuyordum

Onlar gözden kaybolurken Ben, aradığım kendimi bulmuştum 3.500 rakımlarında, Ağbaba nın koynunda…

 

  

 
Okunma Sayısı : 744 | Yorum Yaz

|

Tavsiye Et

|

Facebook'ta Paylaş
 
.
mustafa kabakçı  -  03.08.2015    10:19:58
.
kutluyorum
tam zamanında çıkmışsın yoldaş biraz daha geç kalsaydın özlerdik seni :)
.